Düşünmek için durmak mı gerek?

Düşünmek için durmak mı gerek?

2018-12-29T15:52:15+00:00

“Durmadan göremezsin.”

Nedir düşünmek?

Ne kadar düşünüyoruz?

Düşünüp düşünmediğimizin ne kadar farkındayız?

Hayatı ne kadar fark ederek yaşıyoruz, ne kadar alışkanlıklarımızla yaşıyoruz?

Hayat ne kadar bizim kontrolümüzde ya da ne kadar kontrolümüzde olduğunu sanıyoruz?

Aslında düşünmekten daha fazlası asıl soru galiba:

Hayatı nasıl yaşıyoruz?

Hayata iki farklı şekilde yaklaşabiliriz; reaktif, yani tepkisel ya da proaktif, yani inisiyatifi ele alarak. Tepkisel yaklaşım bizi, başımıza gelen bir olaya karşı tavır almaya ve suçlu bulmaya götürüyor. Bu seçenekte fazla düşünmeye yer yok, daha çok önceden öğrenmiş olduğumuz benzer durumlardan çıkarttıklarımızla hızlıca durumu değerlendirip bir tepki veriyoruz. Eğer hayatı bu bakış açısı ile yaşıyorsak, karşımıza çıkan alternatifleri içinden ne istediğimizi seçerek yaşıyoruz, bir anlamda hayata tepki vererek yaşıyoruz. Seçeneklerin içinden istediğimizi seçmek bize hayatımızı kendimiz yönetiyoruz duygusunu veriyor. Mevcut durumdaki seçeneklerin arasında seçmek tabi ki bizi seçimlerimizde özgür kılar. Ancak bu yine de elimizdeki seçeneklerin arasından seçtiğimiz bir dünyadır. Bir şeyleri seçip ‘evet’, bir diğerlerine de ‘hayır’ deriz. Bu bir çeşit problem çözme biçimidir. Hayatımızı başımıza gelen problemleri çözerek, kendimizi de başarılı ve kontrolü elimizde tutuyor hissi ile yaşarız. Hayat uzun bir problem çözme maratonu halinde devam eder, problemleri çözüldükçe yenileri belirir ve her seçim bizi yeni bir seçime götürür.

İnisiyatifi ele alarak yaşamakta ise durup ne oluyor diye etrafa bakmak ve olanı geçmiş tecrübelerimizden ayırarak anlamak gereklidir. Ancak ondan sonra düşünmeye başlar ve harekete geçeriz. Geçmişte deneyimlemiş olduğumuz yaşanmışlıklara göre değil de;  bugüne bakarak hareket ettiğimizde ancak yeni bir şeyler düşünmek mümkün hale gelir. Aksi takdirde davranışlarımız tekrarlardan ibaret kalır. Durabilmeyi becerip olana yorum katmadan bakabildiğimizde, sadece gözlemlediğimizde olası seçeneklerden birini seçmek yerine, nasıl bir sonuç istediğimize konsantre olup bunun için ne gerekli fark edebiliriz.

Bu durumda düşünmekten daha önce durmayı öğrenmek önem kazanıyor. Önce durmak, ne oluyor fark etmek ve sonra da düşünmeye geçebilmek.

Çoğunluk ‘düşünmek’ denildiğinde ben zaten düşünüyorum diyoruz. Ama gerçekten ne kadar düşünüyoruz, ne kadar geçmiş tecrübelerimizden yola çıkarak hareket ediyoruz acaba? Düşünmek öğrenilmesi gereken bir beceri ve bize okulda öğretilmiyor maalesef. Hatta bizlere çoğunlukla düşünmemek, sorgulamamak öğretiliyor. Beynimiz de zaten bu şekilde çalışıyor. Düşünmek ve farklı ne olabilir diye bakmak gibi bir ihtiyacı yok onun, konfor alanını asla terketmek istemiyor. Daha çok hayatta kalmaya programlı bir organ. Tek derdi; olanı, olabildiğince en yakın geçmiş deneyim ile ilişkilendirip en kısa sürede bir cevap, bir tepki üretmek ve hayatı devam ettirebilmek. Bu bizim ilkel halimiz ve doğrusu çok iyi işliyor. Bu sayede hayatımıza devam edebiliyoruz. Ama sadece hayata devam ediyoruz, istediğimiz hayatı şekillendirmiş ve yaşamış olmuyoruz.

Yorum yaz

avatar
  Subscribe  
Bildir